Zombi İşletmeler; Nedenleri, Sonuçları ve Politika Önerileri

 

Bu yazımızın esin kaynağı T.C. Merkez Bankası internet sayfasında geçtiğimiz aralık ayında yayımlanan “Ağ Bağlantılarında Zombi Firmalar: Tıkanıklık ve Kredi Yenileme” başlıklı makaledir. Makalede zombileşme kavramı ile zombi firmaların bankalar tarafından yüzdürülmesinin olumsuz etkileri değerlendirilmiştir. Bizim yazımızda da para ve kredi politikalarının, finans alanındaki yasal ve idari düzenlemelerin, denetim süreçlerinin zombileşme üzerindeki etkileri ve çözüm önerileri üzerinde durulacaktır. 

Makalede bir firma, en az iki yıl üst üste aşağıdaki koşulları taşıdığı takdirde zombi olarak nitelendirilmektedir: 

1) Toplam borçların toplam aktif büyüklüğüne oranlanması ile bulunan kaldıraç değerinin çalışılan sektörün medyan değerini aşması, yüksek düzeyde borçluluğa işaret etmesi,

2) Faiz ve vergi öncesi karın (EBİT) faiz giderlerine bölünmesi ile hesaplanan faiz karşılama rasyosunun birin altında değer alması, yani işletmenin faiz yükümlülüklerini yerine getirecek düzeyde kar yaratamaması,

3)Firmanın satışlarının reel olarak küçülmesi. 

Sonuçta zombi firmalar yeterince kar edemeyen, ağır borç yükü altında bulunan, varlığı sürdürülebilir olmayan ve ayakta kalmak için banka kredilerine muhtaç olan işletmeler şeklinde tanımlanabilir. 

Yazarların hesaplamalarına ve esas aldıkları tanıma göre Türkiye’de zombi firmalar toplam örnek havuzu içerisinde % 2.7 paya sahiptir. Araştırma 2011-2022 dönemini kapsamaktadır. Son yıl Türkiye’de negatif reel kredi faizlerinin uygulandığı, aşırı genişlemeci ve enflasyonist para politikası dönemine denk gelmektedir. 2023 yılının ikinci yarısından itibaren uygulanan sıkı para politikasının etkisi ile takip eden dönemde oranda artış yaşanmış olması muhtemeldir. 

Makalede bankaların ileride iyileşme ve geçmişte yatırdıkları parayı geri alma umudu ile zombi firmaları, uygun koşullarda kredi kullandırmaya devam edip, ayakta kalmalarını sağlayarak yüzdürmeyi tercih edebildikleri vurgulanmaktadır. 

Zombi firmalara kredi kullandırımı, bir yandan sağlıklı firmalara kredi kullandırımını azaltmakta, diğer taraftan da zombilerle ilişkisi olan bu tür firmaların satış, istihdam, ihracat ve verimlilik artışlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Dolayısı ile zombileşme sadece yanlış kredi tahsisine değil, ekonomideki reel değerlerde olumsuz gidişe ve piyasa işleyişinde bozulmalara da sebep olabilmektedir. 

Makalede zombileşme ve zombi işletmelerin kredilendirmesinde bankaların rolüne değinilmiştir. Ancak dünyadaki örnekler ve ülkemiz pratiği dikkate alındığında zombileşme olgusunda, bankaların kullandırdıkları kredileri zarar yazmaktan kaçınma veya en azından yazılacak zararı geciktirme güdüleri ile işletmeleri yüzdürme tercihlerine ilaveten başka faktörlerin de etkisinin olduğunu göstermektedir. Bu faktörleri altı ana başlık altında toplamak mümkündür: 

      i.         Merkez bankalarının aşırı gevşek ve genişletici para politikaları zombi firma oluşumuna katkı sağlamakta, mevcut zombi firmaların hayatta kalış sürelerini uzatmaktadır. Ekonomik temellerle uyumsuz, düşük kredi faizleri hatalı yatırım kararlarına, kaynakların verimsiz, sürdürülebilirliği ve rekabetçiliği olmayan yatırımlara yönlendirilmesine sebep olmaktadır. Finansal piyasa koşulları değişip, olması gereken noktaya geldiğinde bu yatırımları taşıyan firmalar zombileşebilmektedir. Düşük kredi faizlerinin seçici kredi politikaları ile desteklenmeyip genele yayılması verimsiz ve bankaların desteği olmaksızın hayatta kalamayacak firmalara bir anlamda hayat öpücüğü sağlamakta, kaynak tahsisinin etkinliğine de zarar vermektedir. 

     ii.         Borçlusunun kredibilitesine, ilgili yatırımın veya iktisadi faaliyetin fizibilitesine ilişkin yeterli değerlendirme yapılmadan sağlanan cömert kamusal kredi garantileri zombileşmeye dönük kredilerilendirmeyi teşvik edebilmektedir. Bu tür kredilerin risk ağırlıklarının düşük olması, bankaları da bu kredilere yöneltmektedir. 

    iii.         Düzenleyici otoriteler tarafından bankalara getirilen çeşitli yükümlülüklerin ekonomik stres dönemlerinde gevşetilmesi veya geçici olarak askıya alınması olarak tanımlanan “düzenleyici hoşgörü” uygulamaları bankaların kredilendirme kapasitesini büyüterek zombi firmalara kredi verilmesini destekleyebilmektedir. Bu uygulamalara şu örnekler verilebilir: Sermaye yükümlülüklerine, takibe alınacak alacak sınıflandırmasına ve karşılık ayrılmasına ilişkin kuralların gevşetilmesi, kaldıraç oranlarının düşürülmesi, yabancı para varlıkların risk ağırlıkları belirlenirken düşük döviz kuru rakamının kullanılması, stres testlerine ara verilmesi veya geciktirilmesi.  

    iv.         Düşük sermayelendirme sorunlu kredileri yüzdürme eğilimini güçlendirmektedir. Sermaye yeterliliği düşük bankalar, ilgili oranın daha da düşmemesi için en kolay yöntem olarak yüzdürmeyi seçmektedir. Doksanlı yılların başlangıcında Japonya’da, 2007-2008 Global Finans Krizi sonrası Avrupa’da zayıf sermaye ile zombi kredilendirmenin el ele gittiği görülmüştür. 

     v.         Yetersiz ve etkin olmayan denetim, bankaların faiz giderlerini ödeyecek geliri dahi yaratamayan, kaldıracı yüksek olan, satışları reel olarak azalan ve bu özellikleri devamlılık arz eden işletmelerin kredilerini temdit etmelerine ve hatta kredi limitlerini artırmalarına sebep olabilmektedir. 

    vi.         İcra ve iflas düzenlemelerinin etkin olmaması, takip süreçlerinin çeşitli itirazlarla kolaylıkla durdurulabilmesi ve bu sebeple de uzun zaman alması ve maliyetli olması bankaları firmalar hakkında takibe geçmektense, yüzdürüp sorunu zamana yaymaya itebilmektedir.

Sayılan faktörler dikkate alındığında zombileşmenin önlenmesi yönünde, dünyadaki başarılı uygulamalar da dikkate alınarak çeşitli politika önerileri ortaya koymak mümkün gözükmektedir. 

      i.         Ekonomik temellerden uzak, aşırı gevşek para politikalarından kaçınılmalıdır. 

     ii.         Kamusal kredi garantileri seçici kredilendirme politikası ile birlikte uygulanmalıdır. İstisnasız her sektörün teşvik edilip, desteklenmesi pratikte hiçbirinin desteklenmemesi anlamına gelmektedir. Garantiler ülkenin ekonomik büyüme ve kalkınma politikasında önceliklendirilen ihracat, yüksek teknoloji, ithal ikamesi ve benzeri alanlara sağlanmalıdır. Garanti borçlusunun kredi değerliliği sadece banka tarafından değil, garanti veren kuruluş tarafından da analiz edilmelidir. 

    iii.         Olağanüstü koşullar ayrık düzenleyici hoşgörü uygulamalarından kaçınılmalı, olağan üstü dönem sona erdiğinde uygulama da sona ermelidir. 

    iv.         İstisnasız bütün bankaların sermaye yeterliliklerinin güçlü kalması sağlanmalıdır. 

     v.         Daha sıkı bankacılık düzenlemeleri ve denetimleri bankaların kredileri yüzdürme eğilimlerini azaltmaktadır. Denetim otoritelerinin zombi işletmelerin yüzdürülmesine ilişkin katı makro ihtiyati duruşlarının bankaları da benzer duruşa sevk ettiği gözlenmektedir. Önceden habersiz, yerinden denetim sayısının artması zombi kredilendirmeyi önlemektedir. Güvenilir stres testlerinin sık aralıklarla uygulanması bankaların taşıdıkları riski dinamik bir süreç içinde izlemelerine, gerekli önlemleri risk doğmadan almalarına imkân tanımaktadır. Stres testleri denetim otoritelerini zombi kredilendirme uygulamalarını erken tespit etme, doğru ve zamanında önlem alma konusunda desteklemektedir. Denetim ve gözetimde yapay zekâ destekli teknolojilerin kullanılması sürecin verimliliğini ve sonuçların isabet düzeyini yükseltmektedir.  

    vi.         İflas ve konkordato ile ilgili düzenlemelerde süreci hızlandıracak, maliyetleri azaltacak yönde yapılacak reformlar zombileşmeyle mücadelede büyük önem taşımaktadır. 2000-2009 yılları arasında Brezilya, Çin, Fransa, Hindistan, Japonya, İtalya, İspanya ve Birleşik Krallık’ta yapılan iflas reformları sonucunda zombi firmaların sayısında %25 ile 30 arasında azalma yaşanmıştır. ABD’de zombileşme oranının benzer gelişmiş ülkelere nazaran düşük seyretmesi de etkin ve hızlı yapılandırma ve iflas süreçlerine bağlanmaktadır. Söz konusu reformlar yeniden yapılandırma süreçlerine etkinlik kazandırılması, borca batıklık ve buradan çıkışa yönelik koşulların objektif biçimde belirlenmesi, çıkış koşullarını taşımayan firmaların zaman kazanma girişimleri ile iflas sürecinin akışını bozacak kötü niyetli girişimlerin önlenmesi, kreditörlerin iflas sürecindeki kontrol haklarının güçlendirilmesi ve benzeri yenilikler içermektedir. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kamu Sermayeli Mevduat Bankalarının Enflasyonist Ortamdaki Performanslarının Analizi

İhracat ve Döviz Kazandırıcı Hizmetler Reeskont Kredisi Uygulamasında Yeni Dönem