Kayıtlar

Jeoekonomi: Gücün Piyasalar Aracılığıyla Kullanılması

Modern tarihin büyük bir bölümünde güç ordular, sınırlar ve askeri ittifaklar ile ölçülmüştür. Günümüzde ise güç, giderek daha fazla piyasalar, finans, teknoloji ve tedarik zincirleri üzerinden kullanılmaktadır. Bu değişim, akademik tartışmalardan günlük manşetlere taşınan bir kavramla ifade edilmektedir: jeoekonomi. Jeoekonomi jeopolitik hedeflere ulaşmak için ekonomik araçların kullanılmasını ifade etmektedir. Büyüme veya verimliliği amaçlayan geleneksel ekonomi politikasından farklı olarak, jeoekonomi stratejiktir. Ticaret, yatırım, finans, enerji ve teknolojiyi tarafsız piyasa çıktıları olarak değil, ulusal gücün araçları olarak ele alır. Jeopolitikten Jeoekonomiye Rekabetin ana sahnesi olarak ekonominin askeri çatışmanın yerini alabileceği fikri, Soğuk Savaş'ın ardından öne çıkmıştır. İdeolojik bloklar çöktükçe ve büyük güçler arasındaki doğrudan askeri çatışmalar daha maliyetli ve riskli hale geldikçe, rekabet ortadan kalkmamış, sadece şekil değiştirmiştir. Devletlerin ulusla...

Para Politikası Aktarım Mekanizması, Beklentiler Kanalı ve Merkez Bankası Güvenilirliği

Para politikası aktarım mekanizması, merkez bankasının politika kararlarının reel ekonomik faaliyetleri ve enflasyonu etkileme sürecini ifade eder. Modern para teorisi, para politikasının sadece fiili politika önlemleri yoluyla değil, aynı zamanda geleceğe ilişkin beklentiler yoluyla da işlediğini vurgular. Bu yazının konusunu para politikasının aktarım kanalları ve özellikle de son dönemde giderek ağırlık kazanan beklentiler kanalı oluşturmaktadır. Merkez bankalarının kamuoyu nezdindeki güvenilirliklerinin beklentiler kanalının etkinliği ve başarısı üzerindeki etkisi de değerlendirilmektedir.  A.      Para Politikasının Ana Aktarım Kanalları Para politikasının temel aktarım kanallarını beş başlıkta toplamak mümkündür: 1.       Faiz Oranı Kanalı Merkez bankasının kısa vadeli politika faizini değiştirmesi bankalararası faiz oranlarını, mevduat ve kredi faiz oranlarını, tahvil getirilerini etkileyerek iktisadi birimlerin borçlanma maliyetl...

Finansal Piyasalarda Piyasa Yapıcılığı

Piyasa yapıcılığı belirli finansal kurum ya da kurumlar tarafından, piyasaya likidite sağlama yükümlülüğü veya niyeti ile hisse senetleri, tahviller, döviz, türev ürünler gibi finansal araçlar için sürekli olarak alış ve satış fiyatı teklif etme faaliyetini ifade eder. Piyasa yapıcı, kamuya açık fiyatlardan alım veya satım yapmaya hazırdır ve diğer piyasa katılımcılarının gecikme olmadan işlem yapabilmesini sağlar. Piyasa yapıcının temel işlevi satıcılardan menkul kıymetleri piyasada oluşan alış fiyatından alıp, yine alıcılara satış fiyatından satmaktır. Bu hizmetin karşılığını, brüt kar marjını temsil eden alış-satış fiyat farkından (spread) almaktadır. Piyasa yapıcıların varlığı sayesinde diğer piyasa oyuncuları ellerindeki varlıkları piyasa fiyatından kolaylıkla satma ya da varlık satın alma konusunda kendilerini rahat hissetmektedir.  Birçok hisse senedi, tahvil ya da döviz piyasasında piyasa yapıcılık sürekli ticaret, düşük volatilite ve etkin fiyat oluşumu için bir gereklilik...

Düzenleme Sarkacı

Düzenleme sarkacı kavramı finansal düzenlemelerin daha fazla kural ve daha sıkı denetim şeklinde sıkılaşma ile      deregülasyon ve piyasa odaklı yaklaşımları ağırlık noktasına koyan gevşetme dönemleri arasında gidip geldiği döngüsel süreçleri tanımlamak için kullanılır. Sarkaca göre düzenlemeler düz bir çizgi halinde kalmamakta, ekonomik ve finansal koşullarla krizlere, siyasi değişikliklere tepki olarak zaman içinde ileri geri sallanmaktadır. Düzenleme Sarkacının Temel Özellikleri Düzenleme sarkacı anlayışının temel özellikleri üç başlık altında toplanabilir:  Döngüsel davranış söz konusudur.  Krizleri daha fazla düzenleme, istikrar dönemlerini ise düzenlemelerin kaldırılması takip etmektedir.  Proaktif olmaktan ziyade reaktif bir süreç söz konusudur. Düzenlemelerin çoğu başarısızlıklardan sonra, bunlara tepki olarak ve bir daha yaşanmamaları için getirilir. Bir süre sonra sıkıntılar unutulur ve düzenlemelerin yarattığı ortama tepkiler doğmaya başlar...

2025 Yılının Üçüncü Çeyreğinde Türk Bankacılık Sektörüne Bakış

Resim
2025 yılı eylül ayı sonu bankacılık sektörü konsolide bilançosu ve kar/zarar tablosu geçtiğimiz günlerde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yayımlanmıştır. Yazımızın konusunu oluşturacak temel bilanço kalemleri ve bunlardaki 9 aylık değişim aşağıdaki tabloda yer almaktadır.  Sektör aktifleri ilk dokuz ayda % 33.44 oranında artarak 32.657.912 Mio. TL’den 43.578.620 Mio. TL’ye ulaşmıştır. Aktiflerde dikkat çeken gelişme TL varlıkların payı % 61,34’den % 57,37’ye düşerken, YP varlıkların payının % 38,66’dan % 42,68’e yükselmesi olmuştur. Sektörün bilançosunun her iki tarafında da dolarizasyon etkisi güçlü bir şekilde hissedilmektedir. Kredilerin Gelişimi Yılın ilk dokuz ayında toplam nakdi krediler %32,34 oranında artarak 16.052.185 Mio. TL’den 21.243.537 Mio. TL’ye ulaşmıştır. Kredilerin sektör bilançosundan aldığı paydaki gerileme azalan bir hızla da olsa devam etmiştir. 2024 yılı sonunda %49,15 olan kredilerin toplam varlıklar içindeki payı 2025 yılı eylül a...

Çin Şoku 2.0

Financial Times gazetesinin baş ekonomi yazarı Martin Wolf “Tariflere Geri Dönüş” başlıklı yazısında Başkan Trump’ın geçmişin mallarına odaklandığını, geleceğin yenilikçilikte olduğunu vurgulayıp, ABD’nin gümrük vergisi politikasını eleştiriyor.  Wolf’un yazısında atıfta bulunduğu MIT ve Harward profesörleri David Autor ile Gordon Hanson’un 14 Temmuz 2025 tarihinde The New York Times gazetesinde yayımlanan “İlk Çin Şoku Hakkında Uyarmıştık. Bir Sonraki Daha Kötü Olacak.” başlıklı yazıları ise Çin’in 2015’de tamamladığı ve Çin Şoku 1.0 olarak isimlendirdikleri imalat sanayi dönüşümünü, bunun ABD sanayii ve istihdamı üzerindeki etkilerini değerlendiriyor. Yenilikçi sektörlere yoğunlaşan Çin Şoku 2.0’ın etkilerinin daha ağır olacağını belirtiyor.  Yazı rekabetçi kur, ucuz emek, düşük faizli kredi tartışmaları arasında kalan Türk imalat sanayinin geleceği açısından da isabetli tespitler ve politika önerileri içeriyor.  Çin Şoku 1.0’da emek ve sermaye kırsal çiftliklerden şehi...

Does the Turkish Economy Really Need So Many Banks?

Resim
This article draws its inspiration from a topic that dominated the agenda during a meeting with central bank officials of a country some time ago: the excessive number of banks in the country and the concentration in the sector. Officials were complaining that a small number of banks dominated the sector, leaving the remaining banks to struggle with competition, profitability and growth. Rather than allowing new banks to enter the sector, they believed that merging existing small banks could help them compete with larger banks and improve efficiency. As the number of licenses issued by the Banking Regulation and Supervision Agency (BDDK) for the establishment of new banks increases, I recall this discussion. I find myself asking: “Does the Turkish economy really need so many small-scale banks and new banks that will probably remain small in the coming years?” Over the past decade, the number of banks in the Turkish banking sector increased from 50 to 66. While the number of banks remai...