2025 Yılının Üçüncü Çeyreğinde Türk Bankacılık Sektörüne Bakış

2025 yılı eylül ayı sonu bankacılık sektörü konsolide bilançosu ve kar/zarar tablosu geçtiğimiz günlerde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yayımlanmıştır.

Yazımızın konusunu oluşturacak temel bilanço kalemleri ve bunlardaki 9 aylık değişim aşağıdaki tabloda yer almaktadır. 

Sektör aktifleri ilk dokuz ayda % 33.44 oranında artarak 32.657.912 Mio. TL’den 43.578.620 Mio. TL’ye ulaşmıştır. Aktiflerde dikkat çeken gelişme TL varlıkların payı % 61,34’den % 57,37’ye düşerken, YP varlıkların payının % 38,66’dan % 42,68’e yükselmesi olmuştur. Sektörün bilançosunun her iki tarafında da dolarizasyon etkisi güçlü bir şekilde hissedilmektedir.

Kredilerin Gelişimi

Yılın ilk dokuz ayında toplam nakdi krediler %32,34 oranında artarak 16.052.185 Mio. TL’den 21.243.537 Mio. TL’ye ulaşmıştır. Kredilerin sektör bilançosundan aldığı paydaki gerileme azalan bir hızla da olsa devam etmiştir. 2024 yılı sonunda %49,15 olan kredilerin toplam varlıklar içindeki payı 2025 yılı eylül ayı sonunda %48,75’e gerilemiştir. Yüksek seyreden kredi faizleri, BDDK ve T.C. Merkez Bankası’nın (TCMB) kredilerdeki artışı kısıtlamaya yönelik makro ihtiyati önlemleri ve bankaların ekonomik koşullardaki belirsizlik sebebiyle ihtiyatlı kredilendirme politikaları, sektörün temel aracılık işlevi olan kredilendirme faaliyetlerini kısıtlamaktadır.

Kredilerdeki yapısal değişim de dikkat çekicidir. Söz konusu dönemde TL krediler % 29,65, YP krediler ise TL bazında % 36,97, USD cinsinden ise % 16,44 artmıştır. TL kredilerdeki artış dokuz aylık enflasyon oranı olan % 25,43’ün üzerindedir.  YP kredilerdeki hızlı artış sonucunda TL kredilerin toplam krediler içindeki payı % 61,92’ye gerilemiş, YP kredilerin payı ise % 38,08’e çıkmıştır. 

Büyük ölçüde yüksek TL faizi ve TL’nin reel olarak değerlendirilmesi esasına dayanan dezenflasyonist iktisat politikasının bir sonucunu olarak ekonomik birimler YP cinsinde borçlanmaya kaymakta ve kur riski almaktadır. YP kredilere yönelik kısıtlayıcı makro ihtiyati önlemlere rağmen YP krediler artmaya devam etmektedir. 2023 yılının ikinci yarısından bu yana döviz kurlarındaki artış gerçekleşen enflasyonun altında kalmıştır. Herhangi bir sebeple kurlarda yaşanabilecek yükselişin reel sektörün bilançosunda tahribata yol açma olasılığı gözden ırak tutulmamalıdır. 

Sektör uzun zamandan beri yeterince kredi kullandırmadığından bahisle eleştirilmektedir. Toplam kredilerdeki (%32,34), TL cinsinden kullandırılan kredilerdeki (%29,65) ve KOBİ kredilerindeki (%31) dokuz aylık artış oranları, aynı dönemin % 25,43 düzeyindeki enflasyon oranı ile karşılaştırıldığında eleştirilerde çok da haklılık payı olmadığı anlaşılmaktadır. Reel sektörün bankacılık sektörünü yeterince destek sağlamadığından bahisle eleştirmek yerine, kendi bilançosuna odaklanıp, makul kaldıraç düzeylerine geri çekilmesinin ve özkaynak finansmanını artırmasının daha akılcı bir yol olacağı düşünülmektedir. 

Takibe Aktarılan Krediler

Yılın ilk üç çeyreğinde sektörün takipteki kredileri 293.623 Mio. TL’den 502.824 Mio. TL’ye ulaşmış, geçtiğimiz yıl sonuna göre % 71 oranında artmıştır. Takibe alınan kredilerin tutarı yüksek oranda artmış olsa da sektörün TOA rasyosu % 2,29 ile yönetilebilir seviyesini korumaktadır. 

Bu konuda dikkat edilmesi gereken ilk nokta takibe aktarılan bireysel ihtiyaç kredileri ve bireysel kredi kartı borçlarındaki hızlı yükseliş trendidir. Takibe alınan bireysel krediler ilk dokuz ayda % 80 oranında artarken, oran ihtiyaç kredilerinde % 69, bireysel kredi kartlarında % 92 olarak gerçekleşmiştir. Bu iki grupta TOA rasyosu sırasıyla %5,1 ve %4,2 düzeyindedir. 

Risk Merkezi verilerine göre 2025 yılı Ocak-Eylül döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı yüzde 19 artarak 1 milyon 661 bin kişiye ulaşmıştır. Bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödememiş gerçek kişilerden borcu devam etmekte olan kişi sayısı ise 4.164.702’dir. 

Bu veriler bireysel kredilerde toplumsal düzeyde ciddi ve giderek ağırlaşan bir geri ödeme sorununun yaşandığını göstermektedir. Zaman zaman devreye alınan yeniden yapılandırma kararları geçici bir rahatlama getirse bile, halkın satın alma gücündeki azalış trendi devam ettikçe sorunun daha da ağırlaşması şaşırtıcı olmayacaktır. 

Takipteki alacaklarla ilgili bir diğer dikkat çeken gelişme KOBİ’ler tarafındadır. Yılın ilk üç çeyreğinde KOBİ segmentine kullandırılan nakdi krediler % 31 artarak 4.285.658 Mio. TL’den 5.619.332 Mio. TL’ye çıkmıştır. Aynı dönemde KOBİ’lere kullandırılan kredilerden takibe intikal eden tutar % 98 artışla 171.880 Mio. TL olmuş TOA rasyosu da % 2’den % 3,06’ya yükselmiştir. Bireysel kredilere benzer şekilde KOBİ kredilerinde de takip oranı bankacılık sektörü açısından henüz tehlike oluşturmamaktadır. Ancak hızlı artış trendi KOBİ’lerin olumsuz iktisadi koşullardan ciddi şekilde etkilendiklerini ortaya koymaktadır. KOBİ’lerin istihdamdan aldıkları pay %70,5’dir. Segmentteki olumsuz gidişin, yakın gelecekte istihdamdaki yüksek pay sebebi ile bireysel kredileri etkilemesi de olasıdır. 

Mevduatın Gelişimi

Tabloda sektörün mevduat tutarında ilk dokuz ayda yaşanan yüzdesel değişim ile TL/YP dağılımındaki gelişme gösterilmiştir. 

2025 yılı Eylül ayı sonunda toplam mevduat %31,45 artışla 24.848.963 Mio. TL olarak gerçekleşmiştir. TL mevduat söz konusu dönemde %23,67 oranında artarak 12.307.051 Mio. TL’den 15.220.100 Mio. TL’ye ulaşmıştır. YP mevduat da TL cinsinden % 46 artmış ve 9.628.863 Mio. TL olmuştur. YP mevduatta USD cinsinden artış oranı ise % 24’dür. 

Sektörün mevduat yapısında TL ‘den YP’ye doğru kayış yaşanmıştır. TL mevduatın payı % 65’den % 62’e düşerken, YP mevduatın payı %34,9’dan % 38,75’e çıkmıştır. 

TL vadeli mevduattaki artışın %23,67 ile %25,43 olan ilk dokuz aylık tüketici fiyat artışının gerisinde kalması, tasarruf sahiplerinin tercihlerinde TL vadeli mevduatın göreli öneminin azaldığını göstermektedir. 

Mevduatın krediye dönüşümünü gösteren Krediler/Mevduat oranı %87,22’den %88,50’ye yükselmiştir. Zorunlu karşılıklar da dikkate alındığında sektör topladığı mevduatı azami ölçüde krediye dönüştürebilmektedir. Bu da önümüzdeki dönemde kredilerde yaşanabilecek artışın fonlanmasında hem mevduat dışı kaynakların hem de yatırım fonlarına kayan tasarrufların tekrar mevduata dönüştürülebilmesinin önemine işaret etmektedir.  

Sektörün Karlılığı

Bankacılık sektörü 2025 yılı eylül ayı sonu itibariyle 669 Mia. TL dönem karı elde etmiştir. Geçen yılın aynı döneminde 460 Mia. TL kar eden sektörün kar tutarı % 45 oranında artmıştır. Sektörün yıllıklandırılmış net özkaynak karlılığı % 30,34, aktif karlılığı ise % 2,33’dür. Geçtiğimiz yılın aynı döneminde söz konusu değerler sırasıyla % 28,48 ve % 2,25 olarak gerçekleşmiştir. Sektörün karlılığında geçtiğimiz yıla nazaran iyileşme olsa da, % 33,29 düzeyindeki yıllık TÜFE dikkate alındığında reel özkaynak karlılığının hala yakalanamadığı anlaşılmaktadır. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Takibe Düşen İhtiyaç Kredisi ve Kredi Kartı Borçları Toplumsal Bir Sorun Olmaya Doğru Evriliyor

Does the Turkish Economy Really Need So Many Banks?