Jeoekonomi: Gücün Piyasalar Aracılığıyla Kullanılması
Modern tarihin büyük bir bölümünde güç ordular, sınırlar ve askeri ittifaklar ile ölçülmüştür. Günümüzde ise güç, giderek daha fazla piyasalar, finans, teknoloji ve tedarik zincirleri üzerinden kullanılmaktadır. Bu değişim, akademik tartışmalardan günlük manşetlere taşınan bir kavramla ifade edilmektedir: jeoekonomi.
Jeoekonomi jeopolitik hedeflere ulaşmak için ekonomik araçların kullanılmasını ifade etmektedir. Büyüme veya verimliliği amaçlayan geleneksel ekonomi politikasından farklı olarak, jeoekonomi stratejiktir. Ticaret, yatırım, finans, enerji ve teknolojiyi tarafsız piyasa çıktıları olarak değil, ulusal gücün araçları olarak ele alır.
Jeopolitikten Jeoekonomiye
Rekabetin ana sahnesi olarak ekonominin askeri çatışmanın yerini alabileceği fikri, Soğuk Savaş'ın ardından öne çıkmıştır. İdeolojik bloklar çöktükçe ve büyük güçler arasındaki doğrudan askeri çatışmalar daha maliyetli ve riskli hale geldikçe, rekabet ortadan kalkmamış, sadece şekil değiştirmiştir.
Devletlerin uluslararası rekabette güvendiği araçlar tanklar ve füzeler gibi silahlar olmaktan çıkmıştır. Yerlerine giderek artan ölçüde gümrük vergileri ve ticaret engelleri, yaptırımlar ve finansal kısıtlamalar, teknoloji ve veri kontrolü, enerji arzı ve fiyatlandırma gücü gelmeye başlamıştır. Bu anlamda, jeoekonomi çatışmayı ortadan kaldırmamış, onu ekonomik bir forma dönüştürmüştür.
Jeoekonomi Neden Her Zamankinden Daha Önemli?
Jeoekonomi, küreselleşmenin derin bir karşılıklı bağımlılık ortamı yaratması ve bu karşılıklı bağımlılığın da bir kaldıraç etkisi oluşturmasıyla yükselişe geçmiştir. Ülkeler enerji, finans, teknoloji veya kritik girdiler konusunda birbirlerine bağımlı hale geldiklerinde, bu bağlar bir silah olarak kullanılabilir.
Jeoekonomiğin büyüyen önemini açıklayan üç yapısal eğilim vardır:
Birincisi, ekonomik ağlar stratejik varlıklar haline gelmiştir. Ödeme sistemleri, lojistik merkezleri, yarı iletken tedarik zincirleri ve dijital platformlar artık eskiden toprak ne kadar önemli ise o kadar hatta belki de daha fazla önemlidir.
İkincisi, finansal güç artık zorlayıcı bir güçtür. Rezerv para birimleri, takas sistemleri ve sermaye piyasaları üzerindeki kontrol, devletlerin tek kurşun atmadan maliyetler dayatmasına olanak tanımaktadır.
Üçüncüsü, teknoloji yeni bir üstünlük alanı haline gelmiştir. Yarı iletkenler, yapay zeka ve yeşil teknolojilerdeki liderlik, doğrudan ekonomik ve güvenlik avantajlarına dönüşmektedir.
Sonuç olarak, ekonomi politikası artık sadece refahla ilgili değil, aynı zamanda dayanıklılık, bağımsızlık ve etkiyle de ilgilidir.
Gerçek Hayatta Jeoekonomi
Amerika Birleşik Devletleri ile Çin arasındaki rekabet, jeoekonomiğin işleyişine dair bir ders kitabı örneği sunmaktadır. Gelişmiş yarı iletkenlere yönelik ihracat kontrolleri, teknoloji transferine getirilen kısıtlamalar ve endüstriyel sübvansiyonlar, yalnızca yerli endüstrileri korumak için değil, rakibin stratejik yükselişini yavaşlatmak için de tasarlanmıştır.
ABD’nin jeoekonomiği bir araç olarak kullanımı sadece Çin ile sınırlı değildir. Trump dönemindeki politikalar, özellikle de stratejik baskı aracı olarak geleneksel ticaret önlemlerinin yerine gümrük vergilerinin agresif bir şekilde kullanılması, jeoekonominin pratikteki uygulamasında yeni çığırlar açmaktadır. ABD geniş tabanlı ve ülkelere özgü gümrük vergileri uygulayarak kendi pazarına erişimi jeopolitik müzakerelerde bir pazarlık kozu haline getirmiştir. ABD küresel ödeme ve takas sistemleri üzerinden ABD dolarını bir silah olarak kullanmaktadır. Yakın tarihte yürürlüğe giren ve stablecoin uygulamalarını düzenleyen Genius Yasası, bu parasal gücü dijital alana yayma çabalarını yansıtmakta ve yeni ortaya çıkan ödeme teknolojilerini dolar destekli araçlara bağlamaktadır. Gümrük vergileri, para biriminin hakimiyeti ve finansal düzenlemeler, ABD politikasının ekonomiyi ve finansı giderek daha fazla devlet gücünün bir aracı olarak kullandığını göstermektedir.
Rusya-Ukrayna savaşı, jeoekonomiğin gücünü ve sınırlarını daha da net bir şekilde ortaya koymuştur. Rusya Merkez Bankası rezervlerinin dondurulması, Rus bankalarının uluslararası ödeme sistemlerinden çıkarılması ve enerji ambargoları uygulanması, doğrudan askeri tırmanışa yol açmadan Moskova'nın savaşı finanse etme kapasitesini zayıflatmayı amaçlamıştır.
Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi, farklı bir jeoekonomik stratejiyi temsil etmektedir. Pekin altyapı finansmanı, liman yatırımları ve lojistik ağları aracılığıyla, uzun vadeli bağımlılıklar yaratırken ekonomik ayak izini genişletmektedir. Böylece yollar, demiryolları ve limanlar sadece kalkınma araçları değil, aynı zamanda etki kanalları haline gelmektedir.
İklim politikası bile jeoekonomik bir boyut kazanmıştır. Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, çevre standartlarını etkili bir şekilde bir ticaret aracına dönüştürerek, küresel üretim modellerini yeniden şekillendirmeyi ve aynı zamanda iç rekabet gücünü korumayı amaçlamaktadır.
Küresel Ekonomi Parçalara Ayrılmaktadır
Jeoekonomiğin en belirgin sonuçlarından biri, küresel ekonominin parçalanmasıdır. Görece sorunsuz küreselleşme dönemi, yerini yeni özelliklere sahip bir dünyaya bırakmaktadır:
“Offshoring”’ in, üretimi ucuz ülkelere taşımanın yerini “friend-shoring”, üretimi dost ülkelere taşıma almaktadır.
Kaynakların piyasa mekanizması yoluyla tahsisi yerine yönlendirici sanayi politikaları uygulanmaktadır.
Serbest ticaret kurallarına sayısız ulusal güvenlik istisnaları getirilmektedir.
Finansal Boyut
Finans, modern jeoekonomiğin merkezinde yer almaktadır. Rezerv para birimleri, devlet varlık fonları, kalkınma bankaları ve kredi piyasaları davranışları şekillendirmek için giderek daha yoğun bir şekilde araç olarak kullanılmaktadır. Bu durum finansal egemenliğe, yerel para birimi ile ticarete ve alternatif ödeme sistemlerine olan ilginin yeniden canlanmasını açıklamaktadır. Ancak finansal gücü elinde bulunduran ülkeler de bu gücü yitirmemek için canlanan ilginin fiili uygulamaya dönüşmesini engellemeye çalışmaktadır. Jeoekonomik bir dünyada, sermayeye erişim de ekonomik faktörlerin ötesinde çok farklı koşullara bağlı hale gelmektedir.
Jeoekonomiğin Geleceği
Jeoekonomiğin ortadan kalkması ya da öneminin azalması olası gözükmemektedir. Aksine, teknoloji rekabeti, enerji geçişi, iklim düzenlemeleri ve dijital para birimleri gibi birçok alanda daha da yoğunlaşacaktır. Güç, fetihler yoluyla değil, standartlar, platformlar ve ağlar yoluyla etki edecektir. Buradan çıkarılacak ders basit ama derindir: Piyasalar artık sadece ekonomik arenalar değil, stratejik savaş alanlarıdır.
21. yüzyılda devletler arasındaki rekabet, askerler yerine gümrük vergileri, toplar yerine çipler ve ateş gücü yerine finans ile yürütülecektir. Günümüzde gücün nasıl işlediğini anlamak ve uluslararası rekabet ortamında doğru konumlanmak için için jeoekonomiği anlamak önem kazanacaktır.
Jeoekonomi, uluslararası sistemde gücün nasıl kullanıldığına dair temel bir değişimi işaret etmektedir. Askeri güç ve stratejik coğrafya hala önemlidir, ancak bunlar artık otomatik olarak kalıcı bir etkiye dönüşmemektedir. Günümüz dünyasında güç piyasalar, finans, teknoloji ve karşılıklı bağımlılık ağları aracılığıyla akmaktadır. Yalnızca jeopolitik nüfuzuna güvenen ülkeler, bunu ekonomik güç ve derinliğe, finansal güvenilirliğe ve teknolojik kapasiteye dönüştürmedikleri sürece, önemlerinin azalması riski ile yüzleşmek zorunda kalacaklardır.
Yorumlar
Yorum Gönder