Yeniliklerin Yayılımı ve Elektrikli Araç Sektörü
Çağımızda teknolojik yeniliklerin hızı geçmişle karşılaştırılamayacak boyutta artmıştır. Yeniliklerin toplum içinde yayılma eğilimleri ise yeniliğin konusuna göre farklılık göstermektedir. Esasen yenilik, toplumda bir birey ya da birim tarafından yeni olarak algılanan bir fikir, uygulama veya nesnedir. Yayılma ise bir yeniliğin sosyal bir sistemin üyeleri arasında zaman içinde belirli kanallar aracılığıyla iletilmesi ve kabullenilmesi süreci olarak tanımlanabilir.
Yeniliklerin toplumda yayılması ile ilgili geliştirilmiş kuramlar arasında genel kabul görenlerden birisi Everett M. Rogers’ın “Yeniliklerin Yayılması” (Diffusion of Innovations) kuramıdır. Rogers’a göre yeni geliştirilen teknolojilerin yaygınlaşması sürecinde kullanıcıları beş gruba ayırmak mümkündür: yenilikçiler, ilk benimseyenler, erken çoğunluk, geç çoğunluk ve geride kalanlar.
Yenilikçiler yeniliğe ilk uyum sağlayan gruptur. Yeniliği ilk deneyen insan olmak isterler. Yeniliklerden hoşlanırlar, risk almayı severler. Yenilikçi ürüne sahip olmanın gerektirdiği maddi imkanlara, yeterli teknik bilgiye, pratik kullanım yeteneğine sahiptirler. En önemli fonksiyonları yeniliği topluma getirip, tanıtmaktır.
İlk benimseyenler yenilikçi grubun imkanlarına sahip olmasalar da, toplumsal düzeyde yüksek saygınlıkları vardır. Fikir liderleridirler. Liderlik rollerinden hoşlanırlar ve değişim fırsatlarını kucaklarlar. Değişim ihtiyacının zaten farkındadırlar ve bu nedenle yeni fikirleri benimsemekte çok rahattırlar. Onların yeniliği benimsemesi toplumun geri kalan önemli bir çoğunluğu için yeterli referans olarak kabul edilir.
Erken çoğunluk yeniliklere, toplumun ortalama üyelerinden daha önce uyum sağlar. Yeniliği benimsemeye meyletmeden önce genellikle yeniliğin işe yaradığına dair kanıt görmeleri gerekir. Erken çoğunluk üyelerinin yenileşmeye dönük karar süreçleri ilk benimseyenlere göre daha uzun sürer.
Geç çoğunluk yeniliklere toplumun ortalama üyelerinden daha sonra uyum sağlar. Bu insanlar değişime şüpheyle yaklaşır ve bir yeniliği ancak çoğunluk tarafından denendikten sonra benimserler.
Geride kalanlar geleneksellerdir. Yeniliklere en son uyum sağlarlar. Yeniliklere şüphe ile yaklaşırlar. Maddi imkanları genelde sınırlıdır ve yeniliğin başarısı kesinleşene kadar geçiş yapmaları mümkün değildir.
Everett Rogers'ın Yeniliklerin Yayılımı teorisinin vurguladığı bir diğer konu, bir yeniliğin benimsenme oranını etkileyen bir dizi özelliktir. Bu özellikler göreceli avantaj, uyumluluk, karmaşıklık, denenebilirlik ve gözlemlenebilirliktir. Bu özellikler bir yeniliğin toplum içindeki yayılım hızında etkili olacaktır.
Yeniliklerin Yayılımı teorisinin saydığı toplumsal grupları ve yayılımın hızını etkileyen özellikleri elektrikli araçlar açısından değerlendirebiliriz:
Dünyanın pek çok ülkesinde elektrikli araç piyasasına henüz “yenilikçiler” grubu ilgi göstermektedir. Teknolojiye meraklı, gelir düzeyi yüksek, yeniliklerden hoşlanıp risk alabilen bu grup toplumun geri kalan kısmına önder olmaktadır. Evinde birkaç araç bulunup, bir de elektriklisi olsun, diyenler de bu gruba alınabilir.
Elektrikli araçlar, daha düşük işletme maliyetleri, daha az çevresel etki ve gelişmiş performans gibi bir dizi özellik sunarak geleneksel araçlara karşısında göreceli bir avantaj sağlamaktadır.
Uyumluluk, elektrikli araç teknolojisinin toplumda kabul gören değerlerle ve mevcut ihtiyaçlarla ne derecede uyumlu olduğunu ifade etmektedir. Dünyanın farklı ülkelerinde değişen seviyelerde de olsa sürdürülebilir ulaşım ve iklim değişikliği konusundaki farkındalık artmaktadır. Ulaşımın maliyetlerinin azaltılması da her dönem geçerli bir hedef olagelmiştir. Dolayısıyla elektrikli araçlar, tüketicilerin yaşamlarına dahil etmeye çalıştıkları sürdürülebilirlik ve çevresel değerlerle ve ihtiyaçlarla giderek daha uyumlu hale gelmektedir.
Karmaşıklık, elektrikli araçların anlaşılması ve kullanılmasındaki zorluk derecesini ifade etmektedir. Elektrikli araçlar önemli ölçüde geleneksel içten yanmalı araçlara benzer özellikler taşımakta ve bir tüketici için ciddi ek öğrenme ihtiyacı gerektirmemektedir.
Denenebilirlik, elektrikli araçları deneme olanağı anlamına gelmektedir. Araç şirketlerinin sağladıkları test sürüşleri elektrikli araçlara yüksek denenebilirdik özelliği kazandırmaktadır.
Gözlemlenebilirlik, elektrikli araç kullanımının sonuçlarının tüketiciler tarafından ne ölçüde görülebildiğini ifade eder. Gözlemlenebilirlik kapsamında potansiyel elektrikli araç kullanıcılarının olumlu veri akışına sahip oldukları söylenemez. Zaten süreçteki esas sıkıntı da bu aşamada doğmaktadır.
Yeterli şarj altyapısının henüz kurulamamış olması, uzun şarj süreleri, araçların azami menzil mesafelerinin hala göreceli olarak kısalığı, yetersiz performans bir yenilik olarak elektrikli araçların yayılım hızını olumsuz yönde etkilemektedir. Uzun şarj süreleri, bu araçları uzun mesafeli seyahatler için daha az pratik hale getirmekte ve potansiyel tüketicilerin algılarını olumsuz yöndecetkilemektedir. Elektrikli araç fiyatları benzer sınıfta klasik rakiplerine göre yüksek kalmaktadır. Genel olarak, elektrikli araçların benimsenmesinin önündeki en büyük zorlukların şarj altyapısı, performans ve maliyet olduğu söylenebilir.
Elektrikli araç sektöründe teknolojinin çok hızlı biçimde gelişmesi, araç performanslarının hızla artması, azami menzil mesafesinin giderek uzaması, şarj sürelerinin giderek kısalması bir yandan bu tür araçları geleneksel içten yanmalı araçlar karşısında cazip kılarken, diğer taraftan tüketicinin alım kararını geciktirmesine, yayılım ve dönüşüm hızının yavaşlamasına da sebep olmaktadır. Yüksek bedel ödeyerek satın alınacak bir aracın birkaç sene içinde teknolojisinin eskiyip, değerinin düşebileceği endişesi elektrikli araç talebini olumsuz yönde etkilemektedir.
Teknolojinin hızlı geliştiği ürünlerle ilgili toplumda yaygın bir görüş vardır: “Teknolojiyi üreten şirketlerin elinde gelecek birkaç yılı dolduracak çapta birikmiş ama piyasaya sürülmemiş daha üstün teknolojili ürün bulunmaktadır. Bu ürünler zaman içinde, maksimum karı getirecek şekilde piyasaya peyderpey sürülecektir.” Bu tip bir toplumsal algı cep telefonu, elektronik ev eşyası gibi bedeli göreceli olarak düşük, kullanım ömrü sınırlı ve kolayca kullanılıp atılabilecek ürünleri geliştirip satan üreticilerin fayda maksimizasyonu açısından sıkıntı yaratmayacaktır. Ancak, gelecek birkaç yılda yeni gelişen teknolojiler sebebi ile çöpe dönüşme riski bulunan ve değeri birkaç on bin dolar gibi önemli bir tutarı bulan otomobiller için böyle bir toplumsal algı üreticiler açısından ciddi risk içermektedir.
Sonuçta, performans, şarj altyapısı ve maliyet unsurlarında ne kadar hızlı adım atılabilir ve toplumdaki erken çoğunluk grubu ikna edilebilirse, elektrikli araçların toplum geneline yayılım hızı da o ölçüde artacaktır. Ayrıca elektrikli araç şirketlerinin, geliştirdikleri teknolojiyi bekletmeden piyasaya sunmaları da toplumun genel olarak araçları daha hızlı benimsemesine katkı sağlayacaktır.
Yorumlar
Yorum Gönder