Kayıtlar

KOBİ’lerde Finansal Okuryazarlığın Önemi

Finansal okuryazarlık; finansal kavramlar, ürünler ve hizmetler hakkında bilgi ve farkındalık sahibi olmak ve bunu finansal karar alma sürecinde etkin bir biçimde kullanmak şeklinde tanımlanabilir.    Girişimcilerin rekabet ortamında başarılı olabilmeleri ve varlıklarını sürdürebilmeleri için muhasebe, bütçeleme, sermaye maliyeti, borç ve kaynak yönetimi gibi temel finansal konularda bilgi sahibi olmaları gerekmektedir. Finansal okuryazarlık girişimcileri söz konusu alanlarda doğru ve rasyonel karar almaları yönünde desteklemektedir.   Finansal okuryazarlığı bulunan bir KOBİ sahibi; Kendi fonları ile şirket fonları arasında ayrım yapabilecek, Mevcut çok sayıda finansal ürün ve hizmet arasında doğru tercihlerde bulunabilecek, Alternatif finansal kaynakları göz önünde bulundurarak işletmenin sermaye ihtiyacını doğru bir şekilde öngörüp, uygun koşullarda temin edebilecek,   Karşı karşıya kalınabilecek riskleri azaltabilecek, karşılaşılan riskleri de hasarsız ya da mümkü...

Toplumda Finansal Okuryazarlık Düzeyinin Artırılması

Finansal sistem gelişirken insanların finansmana erişimi, riski yönetmeleri ve mali durumlarını kontrol altına almaları için de yeni fırsatlar doğmaktadır. Ancak finansın giderek dijitalleşmesi, ürün ve hizmetlerin çeşitlenmesi, karmaşık hale gelmesi, insanların doğru finansal kararlar almasını güçleştirebilmektedir. Bu eğilimlerin gelecekte devam etmesi ve hatta hızlanması beklenmektedir.   Dijitalleşme ve diğer trendler, insanların finansal bilgi ve becerilerini güncel tutmalarını da gerektirmektedir. Kripto para birimleri gibi yeni ürünlerin özelliklerini ve risklerini değerlendirmek için özel ürün bilgisine ihtiyaç duyulmaktadır. Finansal okuryazarlığın düşük olduğu bir toplumda şirketlerin halka açılırken mali verilerini açıklamalarının sağlanması, bu verileri değerlendirecek asgari bilgi ve tecrübeden yoksun insanların sürprizlerle baş başa kalmalarını engellememektedir.     Ülkemizde enflasyonun hızla yükselmesi, mevduat faiz oranlarının baskılanarak düşük tut...

Enflasyon Artarken Tüketim Malları İthalatımız da Arttı

Resim
  2019 yılı Eylül ayından itibaren T.C. Merkez Bankası’nın faiz indirimi sürecine girmesi, döviz kurlarının yükselmesinin önüne geçilebilmesi için 2021 yılı aralık ayında Kur Korumalı Mevduat uygulamasının başlatılması, T.C. Merkez Bankası döviz rezervlerinden satış yapılarak kur düzeyinin korunmaya çalışılması, negatif faiz oranlarının doğal bir sonucu olarak yüksek enflasyon ortamına geçilmesi, yüksek enflasyona rağmen döviz kurlarının baskı altında tutulması ülkemizin tüketim malları ithalatının hacim ve kompozisyonunda önemli etkiler yaratmıştır.    2021 yılı sonunda 24,9 milyar USD olan tüketim malları ithalatı 2023 yılı kasım ayında 43,3 milyar USD’ye ulaşmıştır. Tüketim malları ithalatındaki toplam artış tutarı 18,4 milyar USD’dir. Söz konusu dönemde toplam ithalat % 23 artarken tüketim malları ithalatı % 74 artmış, 2021 yılı sonunda %9 olan toplam ithalat içindeki payı %13’e yükselmiştir.  Konuya tüketim malları alt grupları açısından bakıldığında 2021 yılı i...

Kredi Kartlarının Toplam Krediler İçindeki Payı Giderek Artıyor

Resim
Türk bankacılık sektörü tüketici kredilerini; ihtiyaç, konut, kredi kartı ve taşıt kredileri olmak üzere dört temel ürün üzerinden kullandırmaktadır. Aşağıdaki grafikte 2018-2023 (kasım) yılları arasında sektörün kullandırdığı tüketici kredilerinin gelişimi görülmektedir. Taşıt kredileri küçük hacimleri sebebi ile dikkate alınmamıştır.     Dikkat çeken en önemli gelişme 2022 yılından itibaren kredi kartı borçlarında yaşanan hızlı artıştır. Sektörde ilk kez 2023 yılında kredi kartı borçları ihtiyaç kredilerinden doğan borçları geçmiştir. 2023 yılı kasım ayı sonu itibarıyla ihtiyaç kredileri bakiyesi 949 milyar TL iken kredi kartı borç bakiye bunun yaklaşık % 14 üzerinde 1.080 milyar TL olarak gerçekleşmiştir.    Aşağıdaki grafik kredi kartı, ihtiyaç ve konut kredilerinin sektörün toplam kredilerinden aldığı payı göstermektedir. İlk grafikteki gelişmenin paralelinde; 2018-2021 yıllarında % 4’ler seviyesinde istikrarlı bir seyir izleyen kredi kartı borçlarının toplam se...

Dijital Bankacılıkta Yaşanan Son Gelişmeler

Dijital teknolojilerin kullanılmaya başlanmasıyla birlikte bankacılık sektörünün de önemli bir dönüşüm geçirdiği gözlenmektedir.  Dijital teknolojilerin giderek daha fazla benimsenmesi ve finansal işlemleri için dijital kanalları kullanma eğiliminde olan müşteri sayısının artması dijital bankacılık pazarının büyümesini sağlamaktadır. Bankacılık sektöründe dijital kanallardan hizmet iki farklı şekilde gündeme gelmektedir: Bir yandan geleneksel bankalar kurdukları dijital kanallar üzerinden müşterilerine ulaşmakta, diğer yandan ise sadece dijital kanallarda hizmet veren, fiziki şubesi olmayan bankalar yaygınlaşmaktadır.   Dijital bankacılıkta müşteriler açısından üç temel avantaj ile ön plana çıkmaktadır:     İstenilen yerde ve istenilen zamanda bankacılık işlemi yapabilme olanağının sağladığı kolaylık ve rahatlık dijital bankacılık çözümlerinin temel avantajlarından biridir. Diğer taraftan dijital banka kanalları yüz yüze bankacılık kadar, hatta ondan daha fazla işlem...

Türk Bankacılık Sektöründe Risk Gruplarının Belirlenmesi ve Kredi Sınırları

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 21.12.2023 tarihinde, ülkemizin  G-20 taahhütleri kapsamında bankacılık mevzuatının Basel III standartlarına tam uyumunu sağlamak amacıyla Basel Bankacılık Denetim Komitesi tarafından kararlaştırılan "Büyük Risklerin Ölçülmesi ve Kontrolüne Yönelik Denetim Çerçevesi" standardı kapsamında  Risk Gruplarının Belirlenmesine ve Kredi Sınırlarına, Bankaların Kredi İşlemlerine ilişkin olmak üzere iki yeni yönetmelik yayımlamıştır.    Risk Gruplarının Belirlenmesine ve Kredi Sınırlarına İlişkin Yönetmeliğin getirdiği en önemli değişiklik, daha önceden bankaları özkaynakları üzerinden hesaplanan risk grubu ve bankanın bağlı olduğu risk grubuna yönelik azami kredi limitlerinin artık bankaların özkaynakları ve ana sermayeleri üzerinden hesaplanacak olmasıdır.  Yeni Yönetmeliğin 6. Maddesinin ilgili fıkraları aşağıdaki gibidir: (1) Bankalarca bir gerçek ya da tüzel kişiye veya bir risk grubuna kullandırılabilecek kredilerin risk t...

İBN HALDUN’UN MUKADDİMESİ’NİN TARİH FELSEFESİNDEKİ YERİ ve SOSYAL BİLİMLER AÇISINDAN ÖNEMİ

I - GİRİŞ 1332 yılında Tunus’da doğan İbn Haldun çağının tüm ilimlerini kapsayan geniş bir eğitim almıştır. Takiben devlet idaresi ve siyasi kademelerde görevler yapmış, bu sayede kazandığı deneyim ve gözlem yeteneği onun ileride tarih, toplum ve felsefe konularındaki çalışmalarına yön vermiştir. Bu yazımızda İbn Haldun’un en tanınmış eseri olan Mukaddime’nin tarih felsefesindeki yeri ve başta sosyoloji olmak üzere diğer sosyal bilimler açısından taşıdığı önem üzerinde durulacaktır. II- İBN HALDUN’UN MUKADDİMESİ’NİN TEMEL ÇERÇEVESİ İbn Haldun’u temel eseri kabul edilen Kitabul İber, Araplar ve Berberilerle birlikte bunların çağdaşı diğer kavimleri içine alan bir dünya medeniyetleri tarihi özelliği taşımaktadır. Kitabın girişi ve birinci bölümü olarak yazılan Mukaddime ise zaman içerisinde ana kitabın önüne geçmiş, büyük bir tanınırlığa ulaşmıştır. İbn Haldun Mukaddime’nin tarih ilminin faziletini, tarihte takip edilen usull...