Kayıtlar

Çin Şoku 2.0

Financial Times gazetesinin baş ekonomi yazarı Martin Wolf “Tariflere Geri Dönüş” başlıklı yazısında Başkan Trump’ın geçmişin mallarına odaklandığını, geleceğin yenilikçilikte olduğunu vurgulayıp, ABD’nin gümrük vergisi politikasını eleştiriyor.  Wolf’un yazısında atıfta bulunduğu MIT ve Harward profesörleri David Autor ile Gordon Hanson’un 14 Temmuz 2025 tarihinde The New York Times gazetesinde yayımlanan “İlk Çin Şoku Hakkında Uyarmıştık. Bir Sonraki Daha Kötü Olacak.” başlıklı yazıları ise Çin’in 2015’de tamamladığı ve Çin Şoku 1.0 olarak isimlendirdikleri imalat sanayi dönüşümünü, bunun ABD sanayii ve istihdamı üzerindeki etkilerini değerlendiriyor. Yenilikçi sektörlere yoğunlaşan Çin Şoku 2.0’ın etkilerinin daha ağır olacağını belirtiyor.  Yazı rekabetçi kur, ucuz emek, düşük faizli kredi tartışmaları arasında kalan Türk imalat sanayinin geleceği açısından da isabetli tespitler ve politika önerileri içeriyor.  Çin Şoku 1.0’da emek ve sermaye kırsal çiftliklerden şehi...

Does the Turkish Economy Really Need So Many Banks?

Resim
This article draws its inspiration from a topic that dominated the agenda during a meeting with central bank officials of a country some time ago: the excessive number of banks in the country and the concentration in the sector. Officials were complaining that a small number of banks dominated the sector, leaving the remaining banks to struggle with competition, profitability and growth. Rather than allowing new banks to enter the sector, they believed that merging existing small banks could help them compete with larger banks and improve efficiency. As the number of licenses issued by the Banking Regulation and Supervision Agency (BDDK) for the establishment of new banks increases, I recall this discussion. I find myself asking: “Does the Turkish economy really need so many small-scale banks and new banks that will probably remain small in the coming years?” Over the past decade, the number of banks in the Turkish banking sector increased from 50 to 66. While the number of banks remai...

Şirketlerin ve Bankaların Derecelendirme ve Bağımsız Denetim Süreçlerinde Revizyon İhtiyacı

Resim
  Michael Lewis’in “The Big Short-Inside The Doomsday Machine (The Big Short-Kıyamet Günü Makinesinin İç Yüzü)” isimli kitabından uyarlanan ve 2015 yılında vizyona giren The Big Short filminin bir sahnesinde rating şirketleri ile denetledikleri kuruluşlar arasındaki çıkar çatışmasına dikkat çekilir.  Verdiği yüksek not sebebi ile eleştirilen rating şirketinin çalışanı  “Eğer biz onlarla çalışmazsak, rakiplerimize giderler.” der.  Sahne, 2008 finansal krizinin temel nedenlerinden biri olan cömertçe dağıtılan notlara, rating şirketlerinin krizdeki rollerine ve sürecin n e derecede yozlaştığına vurgu yapar.      Çıkar Çatışması Kavramı   Çıkar çatışması, bir kişi veya kurumun  karşı taraf ile;  tarafsızlığını, objektifliğini veya profesyonel yargısını  etkileyebilecek çıkar ilişkisi içinde olmasıdır. Çıkar çatışması; kişisel, mali veya mesleki çıkarların tarafsız değerlendirmeyi tehlikeye atabileceği veya önyargı yaratabileceği bir dur...

Kredi Garanti Programları: Başarılı Yönetilirse İyi Bir Finansal Araç; Yönetilemezse Finansal İstikrarsızlık Kaynağı

  Reel sektöre ait öncü ekonomik göstergelerde görülen olumsuz gelişmeler ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar Kredi Garanti Fonu tarafından sağlanan garantilerle kullandırılan kredileri tekrar kamuoyu gündemine taşımıştır.   Bu yazımızda kredi garanti programlarının kapsamı, amaçları değerlendirilip başarı koşulları üzerinde durulacaktır.    Kredi garanti programları başta küçük ve orta ölçekliler olmak üzere ülkelerin ekonomik ve sosyal kalkınma hedeflerinde öngörülen alanlarda faaliyet gösteren işletmelerin finansmana erişimini kolaylaştırmak için kamu otoritesi tarafından kurulan veya desteklenen finansal mekanizmalardır. Bu programlar, borçlunun temerrüde düşme riskine karşı bankalara veya diğer finansal kuruluşlara belli ölçülerde garanti sağlamaktadır.    Kredi Garanti Programlarının Ana Hedefleri   Garanti programlarının hedefleri dört başlık altında toplanabilir:   i.    Özellikli sektörlerin ve işletmelerin finansmana erişi...

Takibe Düşen İhtiyaç Kredisi ve Kredi Kartı Borçları Toplumsal Bir Sorun Olmaya Doğru Evriliyor

Resim
Türk bankacılık sektöründe tüketicilere kullandırılan ihtiyaç kredisi ile kredi kartı borçlarındaki yasal takibe düşme tutar ve oranında 2024 yılında başlayan hızlı artış 2025 yılının ilk dört ayında da devam etmektedir.    İhtiyaç kredilerinde takip oranı % 5’e yaklaşmıştır   2023 yılı sonunda 29,1 Milyar TL olan takipteki kredi borcu, 2024 yılı sonunda % 100 oranında artarak 58,3 Milyar TL’ye ulaşmıştır. BBDK tarafından yayımlanan 2 Mayıs 2025 tarihli verilere göre söz konusu tutar ilk dört ayda % 37 artmış ve 79,9 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. İhtiyaç kredilerinin takibe düşme oranı %4,9’dur. Trendin aynı şekilde devam etmesi halinde 2025 yıl sonunda takip oranının % 8’i aşması mümkündür. Kredi Kartı Takip Borçları İlk Dört Ayda % 48 Oranında Artmıştır   Benzer durum kredi kartı borçları için de geçerlidir. Kredi kartı borçlarında takip tutarı 2025 yılının ilk dört ayında % 48 artarak 55,6 Milyar TL’den 82,3 milyar TL’ye yükselmiştir. Takip oranı da yaklaşık %...

Yükselen Faizler, Ulaşılamayan Krediler ve Yüksek Finansal Kaldıraç Sorunu

Resim
2021 yılı sonbahar aylarında T.C. Merkez Bankası yükselme eğilimde olan enflasyona rağmen politika faizini indirmeye başlamış, bunun doğal sonucu olarak takip eden dönemde enflasyon hızla yükselmiştir. Giderek bozulan ekonomik dengelerin cari işlemler ve döviz krizine yol açması riskinin artması ve genel seçimlerin de yapılmış olması ile birlikte T.C. Merkez Bankası 2023 yılı haziran ayında faiz artırım sürecine girmiş, politika faizini % 8.50’den % 15’e çıkartmıştır. Banka faiz artırım sürecini, ekonomide ani duruş riskini ve yaklaşan yerel seçimleri de göz önünde bulundurarak uzun bir zamana yaymış, 2024 yılı mayıs ayında % 50’ye kadar yükseltmiştir.    Faiz artırım sürecinin çok uzun bir zaman yayılması, dezenflasyonist para politikasına maliye politikası tarafından hemen hemen hiç destek gelmemesi, kamuoyunda enflasyonun düşeceğine yönelik beklentinin oluşturulamaması enflasyonundaki düşüş eğiliminin arzulanan boyuta ulaşmasını engellemiştir. Süresi uzayan ve kendisinden b...