Kayıtlar

Finansal Piyasalarda Piyasa Yapıcılığı

Piyasa yapıcılığı belirli finansal kurum ya da kurumlar tarafından, piyasaya likidite sağlama yükümlülüğü veya niyeti ile hisse senetleri, tahviller, döviz, türev ürünler gibi finansal araçlar için sürekli olarak alış ve satış fiyatı teklif etme faaliyetini ifade eder. Piyasa yapıcı, kamuya açık fiyatlardan alım veya satım yapmaya hazırdır ve diğer piyasa katılımcılarının gecikme olmadan işlem yapabilmesini sağlar. Piyasa yapıcının temel işlevi satıcılardan menkul kıymetleri piyasada oluşan alış fiyatından alıp, yine alıcılara satış fiyatından satmaktır. Bu hizmetin karşılığını, brüt kar marjını temsil eden alış-satış fiyat farkından (spread) almaktadır. Piyasa yapıcıların varlığı sayesinde diğer piyasa oyuncuları ellerindeki varlıkları piyasa fiyatından kolaylıkla satma ya da varlık satın alma konusunda kendilerini rahat hissetmektedir.  Birçok hisse senedi, tahvil ya da döviz piyasasında piyasa yapıcılık sürekli ticaret, düşük volatilite ve etkin fiyat oluşumu için bir gereklilik...

Düzenleme Sarkacı

Düzenleme sarkacı kavramı finansal düzenlemelerin daha fazla kural ve daha sıkı denetim şeklinde sıkılaşma ile      deregülasyon ve piyasa odaklı yaklaşımları ağırlık noktasına koyan gevşetme dönemleri arasında gidip geldiği döngüsel süreçleri tanımlamak için kullanılır. Sarkaca göre düzenlemeler düz bir çizgi halinde kalmamakta, ekonomik ve finansal koşullarla krizlere, siyasi değişikliklere tepki olarak zaman içinde ileri geri sallanmaktadır. Düzenleme Sarkacının Temel Özellikleri Düzenleme sarkacı anlayışının temel özellikleri üç başlık altında toplanabilir:  Döngüsel davranış söz konusudur.  Krizleri daha fazla düzenleme, istikrar dönemlerini ise düzenlemelerin kaldırılması takip etmektedir.  Proaktif olmaktan ziyade reaktif bir süreç söz konusudur. Düzenlemelerin çoğu başarısızlıklardan sonra, bunlara tepki olarak ve bir daha yaşanmamaları için getirilir. Bir süre sonra sıkıntılar unutulur ve düzenlemelerin yarattığı ortama tepkiler doğmaya başlar...

2025 Yılının Üçüncü Çeyreğinde Türk Bankacılık Sektörüne Bakış

Resim
2025 yılı eylül ayı sonu bankacılık sektörü konsolide bilançosu ve kar/zarar tablosu geçtiğimiz günlerde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yayımlanmıştır. Yazımızın konusunu oluşturacak temel bilanço kalemleri ve bunlardaki 9 aylık değişim aşağıdaki tabloda yer almaktadır.  Sektör aktifleri ilk dokuz ayda % 33.44 oranında artarak 32.657.912 Mio. TL’den 43.578.620 Mio. TL’ye ulaşmıştır. Aktiflerde dikkat çeken gelişme TL varlıkların payı % 61,34’den % 57,37’ye düşerken, YP varlıkların payının % 38,66’dan % 42,68’e yükselmesi olmuştur. Sektörün bilançosunun her iki tarafında da dolarizasyon etkisi güçlü bir şekilde hissedilmektedir. Kredilerin Gelişimi Yılın ilk dokuz ayında toplam nakdi krediler %32,34 oranında artarak 16.052.185 Mio. TL’den 21.243.537 Mio. TL’ye ulaşmıştır. Kredilerin sektör bilançosundan aldığı paydaki gerileme azalan bir hızla da olsa devam etmiştir. 2024 yılı sonunda %49,15 olan kredilerin toplam varlıklar içindeki payı 2025 yılı eylül a...

Çin Şoku 2.0

Financial Times gazetesinin baş ekonomi yazarı Martin Wolf “Tariflere Geri Dönüş” başlıklı yazısında Başkan Trump’ın geçmişin mallarına odaklandığını, geleceğin yenilikçilikte olduğunu vurgulayıp, ABD’nin gümrük vergisi politikasını eleştiriyor.  Wolf’un yazısında atıfta bulunduğu MIT ve Harward profesörleri David Autor ile Gordon Hanson’un 14 Temmuz 2025 tarihinde The New York Times gazetesinde yayımlanan “İlk Çin Şoku Hakkında Uyarmıştık. Bir Sonraki Daha Kötü Olacak.” başlıklı yazıları ise Çin’in 2015’de tamamladığı ve Çin Şoku 1.0 olarak isimlendirdikleri imalat sanayi dönüşümünü, bunun ABD sanayii ve istihdamı üzerindeki etkilerini değerlendiriyor. Yenilikçi sektörlere yoğunlaşan Çin Şoku 2.0’ın etkilerinin daha ağır olacağını belirtiyor.  Yazı rekabetçi kur, ucuz emek, düşük faizli kredi tartışmaları arasında kalan Türk imalat sanayinin geleceği açısından da isabetli tespitler ve politika önerileri içeriyor.  Çin Şoku 1.0’da emek ve sermaye kırsal çiftliklerden şehi...

Does the Turkish Economy Really Need So Many Banks?

Resim
This article draws its inspiration from a topic that dominated the agenda during a meeting with central bank officials of a country some time ago: the excessive number of banks in the country and the concentration in the sector. Officials were complaining that a small number of banks dominated the sector, leaving the remaining banks to struggle with competition, profitability and growth. Rather than allowing new banks to enter the sector, they believed that merging existing small banks could help them compete with larger banks and improve efficiency. As the number of licenses issued by the Banking Regulation and Supervision Agency (BDDK) for the establishment of new banks increases, I recall this discussion. I find myself asking: “Does the Turkish economy really need so many small-scale banks and new banks that will probably remain small in the coming years?” Over the past decade, the number of banks in the Turkish banking sector increased from 50 to 66. While the number of banks remai...

Şirketlerin ve Bankaların Derecelendirme ve Bağımsız Denetim Süreçlerinde Revizyon İhtiyacı

Resim
  Michael Lewis’in “The Big Short-Inside The Doomsday Machine (The Big Short-Kıyamet Günü Makinesinin İç Yüzü)” isimli kitabından uyarlanan ve 2015 yılında vizyona giren The Big Short filminin bir sahnesinde rating şirketleri ile denetledikleri kuruluşlar arasındaki çıkar çatışmasına dikkat çekilir.  Verdiği yüksek not sebebi ile eleştirilen rating şirketinin çalışanı  “Eğer biz onlarla çalışmazsak, rakiplerimize giderler.” der.  Sahne, 2008 finansal krizinin temel nedenlerinden biri olan cömertçe dağıtılan notlara, rating şirketlerinin krizdeki rollerine ve sürecin n e derecede yozlaştığına vurgu yapar.      Çıkar Çatışması Kavramı   Çıkar çatışması, bir kişi veya kurumun  karşı taraf ile;  tarafsızlığını, objektifliğini veya profesyonel yargısını  etkileyebilecek çıkar ilişkisi içinde olmasıdır. Çıkar çatışması; kişisel, mali veya mesleki çıkarların tarafsız değerlendirmeyi tehlikeye atabileceği veya önyargı yaratabileceği bir dur...

Kredi Garanti Programları: Başarılı Yönetilirse İyi Bir Finansal Araç; Yönetilemezse Finansal İstikrarsızlık Kaynağı

  Reel sektöre ait öncü ekonomik göstergelerde görülen olumsuz gelişmeler ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar Kredi Garanti Fonu tarafından sağlanan garantilerle kullandırılan kredileri tekrar kamuoyu gündemine taşımıştır.   Bu yazımızda kredi garanti programlarının kapsamı, amaçları değerlendirilip başarı koşulları üzerinde durulacaktır.    Kredi garanti programları başta küçük ve orta ölçekliler olmak üzere ülkelerin ekonomik ve sosyal kalkınma hedeflerinde öngörülen alanlarda faaliyet gösteren işletmelerin finansmana erişimini kolaylaştırmak için kamu otoritesi tarafından kurulan veya desteklenen finansal mekanizmalardır. Bu programlar, borçlunun temerrüde düşme riskine karşı bankalara veya diğer finansal kuruluşlara belli ölçülerde garanti sağlamaktadır.    Kredi Garanti Programlarının Ana Hedefleri   Garanti programlarının hedefleri dört başlık altında toplanabilir:   i.    Özellikli sektörlerin ve işletmelerin finansmana erişi...